Bazen

59 0

Bazen, belki de bazen, geçmişte bırakmak daha iyidir. Bazen zorlamamak, olduğu gibi bırakmak ve sadece hafifçe başımızla onaylayarak kabul etmemiz gerekir bazı şeyleri. Bir yolculuğun içinde olduğumuzu kabul etmemiz gerekir. Bu yolculukta rastlarız hayatın her türlü hâline, bazen nefesimizi kesen deniz manzarasıyla karşılaşırız; ayın düşmesini izleriz gündüzün üzerine, dalgaların eşiğinde. Bazen tekerimiz patlar, yolculuğumuza ara vermek zorunda kalırız. Canımızı sıkarız, devam etmek isteriz hiç durmadan. Ama belki de başka bir kapı açılır durduğumuz yerden, başka bir rota çizeriz kendimize. Yola çıkarız yeniden, tekrardan başlarız bıraktığımız yerden. Artık aksilik çıkmaz deriz belki de ama motor bozulur bu sefer de. Tekrardan kırılır kalbimiz, bırakmak isteriz olduğu yerde. Bu sefer kaldığımız yer bir kulübenin önüdür, ışıklar yanıp sönüyordur ağaçların üzerinde. Şöminenin ateşi çarpar gözümüze ve merdivenlerde battaniyesine sarılmış oturan kadın belki de. Elindeki kitabı görürüz, buharlı kahvesiyle.

Ve rüzgârın sesi duyulur yeniden, hayatın devam ettiğini görürüz. Son kez bakarız ışıklara, son kez bakarız o kadına ve devam ederiz. Yollar tehlikelidir bu sefer, kar kaplamıştır her yeri. İstesek de devam edemeyiz yola ama yolu tıkayan karı da engelleyemeyiz. Bizi durduran yaşamın kendisidir bu sefer. Gülümseyerek ineriz arabadan biz de alışmışızdır artık ayağımıza takılan her şeye. Şapkamızı takarız, atkımızı bağlarız. Birkaç küçük çocuğa rastlarız belki, kardan adamları giysisiz kalmış. Çocukların sarılarak ısıtmaya çalıştıklarını görürüz, gülümseriz tekrardan. Soğuğa aldırmadan kendi üzerimizdekileri veririz kardan adama. Ve çocukların neşeyle bağırarak oynamalarını seyrederiz etrafta. Hemen devam etmek istemeyiz bu sefer, karların içine atarız kendimizi. Bir melek yapmaya başlarız kollarımızla, üşüyoruzdur belki ama çok seviyoruzdur karların verdiği o ender hissi. Titreyerek geri döneriz arabaya, rotamız daha da uzaklaradır bu sefer. Kendimizden mi kaçıyoruzdur geride bıraktıklarımızdan mı bilinmez; belki de sadece gaza basmayı çok seviyoruzdur. İlkbahar karşılar bu sefer de bizi, rengârenk çiçekler yağar üzerimize. Yürümek istemez arabayla geçeriz ağaçların arasından. Çalan şarkıya eşlik ederiz, kuşların ötüşünü dinleriz elinde başka bir kitabıyla rastlarız battaniyeli kadına. Vişne suyunu içiyordur şimdi, arada da gökyüzüne kaldırıyordur bakışlarını kuşların kanat çırpışını seyretmek için. Kahkaha atarız bu sefer, biri daha devam etmeye çalışıyordur hayattaki yolculuğuna.

Mevsimler değişiyordur, belki de elimizdeki kitaplar. Ama hâlâ devam ediyoruzdur biz, dura dura bazen, yavaş yavaş. Bir ev tutarız biz de kendimize, arabamız kalmaya devam eder yerinde. Rengârenk ışıklarla süsleriz orayı, salıncaklar kurarız bahçemize. Bu sefer de oturarak izleriz hayatı, güneş kaybolmaya başlar, çiçeklerin yerini sonbahar yaprakları alır ve kar örter her şeyin üzerini yeniden. Şöminenin başına otururuz, sıcak çikolata vardır elimizde. Köprüdeki kadın gelir aklımıza, bitirdiğimiz kitabı geri koyarız rafa. Bir başkasını alırız, yeni bir sayfaya başlarız. Yeniden, yeniden ve yeniden devam eder her şey.  Bazen soğukta karların içerisinde, bazen yaprakların arasında, gölün kenarında, bazen çiçeklerin yanı başında, dağların eteğinde, bazen bir sokak çalgıcısının yanında… Devam eder, akıp gider zaman. Ve bu sefer bir bankta rastlarız battaniyeli kadına. Kitabını kapatıyordur şimdi, gözleri üzerimizdedir. Bir gülümseme alır dudaklarını, başıyla selam verir bize. Ve kalkıp gidişini seyrederiz kadının, eski bir dosttur artık bizim için. Gözlerimiz göğü bulur ve bulutların geçip gidişini seyrederiz öylece. İşte, bazen, belki de bazen, yeniden başlamak gerekir her şeye. Yeni bir kitap almak gerekir raftan, yeni bir içecek denemek belki de. Arabaya atlamak gerekir bazen ya da koşarak geçeriz biz de. Yollar tıkanır, engeller çıkar çamurun içinden yürürüz bu sefer de. Devam ederiz; yeniden, pes etmeden ve beklemeden. Bazen gözyaşları içerisinde bazen yüzümüzde gülümsemeyle. O yüzden, bazen diyorum, belki de bazen kapılıp gitmek gerekir hayatın kendisine. Nereye gittiğimizi bilmeden, rotamızı sürekli değiştirerek ve en önemlisi o kitap okuyan kadına sürekli selam vererek.

Bir cevap yazın