HATIRLA SEVGİLİ’DEN UNUTMA TÜRKİYE’YE

43 0

Geçenlerde Hatırla Sevgili dizisini hızlandırılmış bir şekilde tekrar izledim. En son İstanbul’dayken 2007-2008 yılları arasında, internetin çok da iyi olmadığı bir ortamda, olayları tam da anlamadan izlemişim meğer. Yıllar sonra yeniden izleyince neden bu kadar etkisi altında kaldığımı hatırladım. Diziden etkilenmemin birçok sebebi vardı elbet. Kullanılan dekor çok gerçekçiydi bir kere. Sahne çekimleri, görsellik, ışığın kullanımı sizi orda yaşıyormuş kadar içine çekiyordu. Müzik derseniz, o da mükemmel kullanılmış. Diziyi izlerken müzik sizi alıp götürüyor geçmişe ve acı hatıralara. Olayların sıralanışı, gerçek fotoğraf ve videolarla harmanlanıp verilen görüntüler izlerken göz yaşlarınızı tutamama sebebi şüphesiz.

Dizide iki karşıt fikir sürekli kendini ortaya çıkarıyor. Tabii ki, hemen hemen her dönemde bu karşıt fikirlerden yola çıkılarak çeşitli mesajlar verilmiş. Dizi 60’lı yıllardan 80’li yıllara kadar ülkede gerçekleşen bütün siyasi olayları işlemiş neredeyse. Özellikle şimdi yurt dışından izlediğim için mi, yoksa son beş yılda yaşanan zorlu sürecin etkileri mi bilmem, olaylara geniş bir çerçeveden bakma imkânı sundu bana.

O kadar hayret ediyorsunuz ki yaşanılanlara. Nasıl yani? Her 10 yılda bir aynı imtihandan mı geçmiş bu millet? Hem de hiç değişmeden. Her seferinde benzer olaylara aynı tepkileri vererek. Hangi tarafın başına gelirse gelsin, bana dokunmayan yılan bin yaşasın bakış açısıyla. Kanınız donuyor filmi izlerken. Ve içinizden şunu geçirmeden edemiyorsunuz. Bunca şey yaşanmış bu ülkede hepsi birbirine benzer özellikte. Bugün sizin başınıza gelen, yarın öbürünün başına gelmiş. Ama başına gelmeyen tarafın davranışları hep aynı olmuş. Gerek korkmuş gerek umursamamış gerek dışlamış gerek yandaş olmuş, hep bir şekilde susmuş. Sanki aynı ülkede yaşamıyorlarmış gibi davranmayı becermişler bir şekilde. Belki de farkına varmadan önceden benim de yaptığım gibi… Bilmeden, görmeden, sadece kendi derdine düşmüş bir şekilde. Kendinden uzakta haberinin olmadığı nice acıların varlığını öğrenince dehşete düşmek ve pek bir şey yapamamak maalesef.

Filmde en çok dikkatimi çeken sahnelerden biri şuydu: Birbirini çok seven iki kız arkadaş var. Bu kızların aileleri farklı görüşlere sahip. Ama bu durum şükür ki küçük kızların arkadaşlığını etkilemiyor. Kızlar orta okul yaşlarındalar. Birinin milletvekili babası tutuklanıyor. Evde matem havası hakim. Bir gün okuldalar. Televizyondan süreci anlatan bir yayın izletiliyor sınıfta. Bu iki arkadaş yan yana oturuyorlar. Yayında haklarında karar verilecek olan milletvekillerinin ellerinde kelepçe olduğu halde sırayla mahkeme salonuna götürülme görüntüleri var. Spiker heyecanlı bir şekilde vatan hainliğinden bahsediyor. Tabi kızın babası da görüntülerde yer alıyor. Kızcağız ve arkadaşı yayın boyunca birbirlerinin ellerini sımsıkı tutuyorlar. Yayını izleyen masum gözlerinde ise dehşet veren bir korku var. Diziyi izleyenler hangi sahneden bahsettiğimi hatırlayacaklardır.

Şimdi bu iki kız çocuğunun, özellikle babasını sınıf arkadaşları ile izlemek zorunda bırakılan kız çocuğunun travmasını düşünelim. Tüylerimiz diken diken değil mi? Ama işte çok değil, yakın zamanda da aynı travmalara maruz bırakıldı minicik çocuklar. İnsan bazı şeylere anlam yükleyebilse de bu sahneleri asla anlamlandıramıyor.

Siz koca koca insanlar! Hesabınızı aranızda görseniz olmaz mı? Ne istersiniz yüreği küçücük ve masum bu yavrulardan? Tabi bu, olayların küçük bir kısmı sadece. Yaşanılan onca acı düşünüldüğünde bu kısma mı takıldın diyebilirsiniz. Evet bu kısım, özellikle siyasetin eğitim ortamlarına bu şekilde sokulması, böyle rahat ve rehavet içinde davranılması, bir eğitimci olarak beni her zaman rahatsız eden bir durum. Çünkü eğitim geleceğin ta kendisi değil mi zaten?

Dikkatimi çeken bir diğer mevzu ise, bu iki ailenin karşıt görüşte olmalarına rağmen yan yana durmaya çalışmaları olmuştu. Tabi ki bunu her zaman profesyonelce başaramadılar ama fena da sayılmazlardı. Aralarındaki sevgi bağı çok kuvvetliydi. Herkes birbirine her koşulda destek olmaya çalışıyordu. Başlarına gelen bütün kötü olayların üstünden sabırla, anlayışla çıkmaya çalışmaları takdire şayan idi. Büyüklerin yaşça kendilerinden çok küçük olanları bile dikkatle dinlemeleri, onların duygularına saygı göstermeleri de güzel bir ayrıntıydı. Olması gerektiği gibi tabi ki.

Yer yer hıçkırıklarla izlediğim bu dizi bende derin izler bıraktı tabii ki. Çoğu kişiye göre bir aşk filmi olan bu yapım ömrümüzden geçen olayların bir panoraması niteliğindeydi bana göre. En çok da yaşanılan her şeyin gerçek olması, güzel ülkemizin tüm bu düşmanlıklara alet olduğuna, hiçbir olaydan ders alamamış olduğuna şahit olmak beni çok sarstı.

Evet, işte bu sebeple bize lazım olan aslında “Hatırla Sevgili” değil de “Unutma Türkiye” olmalı diye düşünüyorum. Unutmayalım. Herkes zor sınavlardan geçmiştir, geçecektir de. Bitmeyen bir kavganın içinde gibiyiz sanki. Ama eğer unutmazsak aynı hatalara düşmeyiz. Her on yılda bir başka bir kesim kuyuya düşüp de diğerleri gülüp oynarsa daha çok diziler, filmler çekilir. Bizler de izleyip ağladığımızla kalırız vesselam.

Bir cevap yazın