Yaşamımız esnasında birçok şeyi elde etmek isteriz değil mi? Bu bazen maddi bir obje/olgudur, bazen de duygu/his değişimi veya oluşumudur. Sonrasında ne yaparız peki?
İstediğimiz her neyse ona göre bir çaba sarf ederiz. Hatta bazen adeta kendimizi hırpalarız. Önünü arkasını düşünemeyecek kadar heyecanlıyızdır! Bu durum da ne yazık ki bizi yanlış karar ve sonuçlara götürebilir sonu hüsranla biten. Bu hâl üzere olduğum elim bir vakitte yakın (fikirlerine değer verdiğim) bir dostumun ikazıyla silkelendim, bahsetmek istediğim işte budur. Bana mealen söylediği şuydu:
– Acele etme, Allah’tan hayırlısını iste ve muhakkak her gün istihare namazı kıl! Teslimiyetini hakkıyla göster.
Bu uyarısı benim gözlerimi açmıştı sanki. O gün bugündür uygulamaya ehemmiyet veriyorum Allah’ın izniyle. Fakat hâlâ “Allah’ım bana hayırlısıyla tez zamanda nasip eyle” diyerek sona ediyor yalvarışım. Diyorum ki sonra kendi kendime insan işte insan…
Rabbim hakkıyla teslim olanlardan eylesin. Zira teslimiyetin ve tevekkülün lezzeti insanı, “Aceleci” olduğu, sonucunun hayırsız olacağı¹ bir konumdan alıp Rabbimizin katındaki ecirle mükâfatlanacağı² “Mahzun olmayacağı” kul kıvamına taşıyor ve huzurlu bir liman sağlıyor.
Hepimiz o lezzete mahzar olmalıyız. Hayatımızda emek verip elde ettiğimiz her sonuca, hayırlısı buymuş demek ki diyerek bakıp kalplerimizi ferah, zihnimizi berrak tutmalıyız. Zira biz cüz-i iradenin gerekliliğini yerine getirdik, yani Allah (c.c.) bize yüklediği görevi elimizden geleni yaparak üstlendik. Sonrası tevekkül, sabır ve teslimiyet… Gayret bizden Tevfik Allah’tandır. Allah (c.c.) dilemediği, ol demediği müddetçe bir yaprak bile kımıldayamaz. İşte bu gerçeklik bizim aceleci tavrımızın üstüne bir çarpı koyacaktır. Yeter ki içselleştirmiş olalım!
Dipnotlar:
¹ “İnsan hayra dua eder gibi şerre de dua eder. İnsan çok acelecidir” (İsrâ Suresi 11. ayet).
² “Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah’a teslim ederse, artık onun Rabbi Katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır” (Bakara suresi 112. ayet).