Uranüs İle Gelen

56 0

Merhabalar. Biliyorum beni beklemiyordunuz. Size gelip başımdan geçenleri anlatmak istedim. Ben kim miyim? Neden mi geldim? Merak etmeyin, hepsini anlatacağım. Öncelikle Fergan’ın yakın bir arkadaşıyım. Yakın dediğime bakmayın, baya yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez. Birbirimizi o kadar çok iyi tanıyoruz ki beni dinledikten sonra sizinle konuşmamı istedi. İstedi dediğim bana fikir verebileceğinizi düşündü. Filtre kahve içebilir miyiz? Böylelikle kahvelerimizi içerken konuya daha rahat girebilirim.

Ben âşık oldum. Yani her insan âşık olur tabii ki. Sadece âşık olmayı uzun zaman önce bırakmıştım. On yıl önce âşık olduktan sonra bu hissiyatı zirvede bıraktığımı düşünmüştüm. Neyse, konumuz geçmiş değil. Hem kendime geçmişi konuşmayacağıma dair söz vermiştim, tıpkı bir daha emin olmadan âşık olmayacağım gibi.

Bu yaz hayatımın en hissiyatsız dönemini geçiriyordum. Hatta o kadar saçma günler geçiyordu ki neredeyse her hafta yeni birine “Merhaba” diyordum. Bir arayış içerisinde miyim? Yoksa bu bir duygu kontrol yöntemi miydi bilmiyorum ama sürekli birileriyle tanışarak kendimi hissizleştiriyordum. İş arkadaşlarım bir ara bana bu hissizleştirme yönteminin suyunu çıkardığımı söyleyerek bir yerden sonra durmamı önermişti. Tabii ki yine kimseyi dinlemedim. Ben kimseyi dinlemedim, tıpkı beni dinlemeyen hayatın benim için hazırladığı sürprizi bilmeden…

Beni nasıl bir hikâyenin beklediğini bilmeyerek o akşam yeni bir “Merhaba” görüşmesine gitmiştim. Rica etsem tam şu anda müzik listenizden Emre Fel – Merhabalar şarkısını açabilir misiniz? Çünkü o ana geldik. Uzun zamandan beri böyle bir şey hissettiğimi hatırlamıyorum. Tanıştık, kendimizden bahsettik. Alışkanlıklarımızdan, alışamadıklarımızdan bahsederken en son kuzen sayılarımızı kıyaslarken birbirimize gülümsüyorduk. İnanır mısınız ben o akşam evden çıkmadan önce kabak yemeği (detoksa dikkat ederim) yememe rağmen midemde kelebekler uçuşmaya başlamıştı, hem de o an onunla konuşurken yaşıyordum. Yüzümde anlamsız bir gülümseme ve aklımda tek bir düşünce vardı. Bir ara lavaboya gittiğinde elime telefonu alıp Fergan’a “Ben âşık oldum” mesajını attım. Sevdiğimiz kitaplardan ya da ne bileyim en sevdiğim dizinden bahsetmek istediğimde cevap olarak sevdiğim karakterin repliğini söyleyen birisi vardı karşımda! Hani size durumu doğru anlatmak için şöyle söyleyeyim, bana “Acaba anne ve babana haber versen, Pazar günü aileler tanışsa olur mu?” diye sorsa “Cuma olmaz mı?” derim.

Keyifli bir akşamın ardından onu eve bırakırken daha önce hiç yapmadığım bir şey yaptım. Normalde ilk görüşmede herhangi bir sosyal platformdan istek göndermek ya da bu kadar istekli görünmek isteyen birisi olmamama rağmen “Acaba seni ekleyebilir miyim?” dedim. “Bana zaten profilini gösterdin, biliyorum seni, gerekirse ben eklerim.” minvalindeki cevabı âşık olmak için ne kadar doğru yolda olduğumu göstermişti. Eve bıraktıktan sonra dönüş yolunda hayatımda ilk defa araba kullanırken son ses müzik açıp bağıra çağıra şarkılara eşlik ettiğimi hatırlıyorum. Gece yarısını elli altı dakika geçtikten sonra ekledi. Önce evin bütün odalarında sevinç çığlıkları attım. Sonra hiçbir şey olmamış gibi sıradan bir mesajla kendimi frenledim. O geceye dair hatırladığım şey saat 03.00’da sabah işe gideceğimden dolayı uyumam üzerine bana telkinde bulunmasaydı. Peki, sizce ben yanıt olarak ne yazdım? “Sabah uyandığımda düne ait her şeyin bir rüya olmasından korkuyorum.” Evet, haklısınız hız limitlerini sonuna kadar zorluyordum. Neyse ki yanıt olarak şakacı bir yaklaşımla “Düşünsene, sabah seni bir engelliyorum, oh mis. Rüya gördün sanırsın işte.” attığı mesaj acilen uyumamı sağlamıştı.

Sabah uyandığımda kuzen gruplarına Sen Âşıksın Arkadaş şarkısını ses kaydı attığımı hatırlıyorum. Evet, bunu da yaptım. Hatta çalışırken ıslık çalma, herkese anlamsızca gülümseme, bütün iş bağlantılarıma mutlu sözcükler söylemek gibi âşık olunca yapılacaklar listesindeki her şeyi yaptıktan bir gün sonra dayanamayıp ikinci buluşma mesajını attım.

“O zaman beraber bir kahve?”

Üçüncü günde ikinci buluşmayı yapacaktık. İkinci buluşmalar önemlidir, bilirsiniz. Eğer gerçekten buluşmak istemiyorsanız ikinci buluşmaları biraz ertelersiniz ya da ne bileyim direkt istemezsiniz. Biz arayı bile açmayıp üçüncü günde ikinci buluşmayı yapacaktık. İşte tam olarak âşık olduğuma ikna olduğum yani on yıl sonra ilk defa böyle bir his yaşayacağım akşama geldik. Tam bu noktada Son Feci Bisiklet’ten Bu Kız şarkısını açabilir misiniz?

Saat 21.00’da buluşmak üzere sözleştik. Bu süre zarfında evde filtre kahve demleyip mataramı doldurdum. Belki karton bardak sevmez diye iki kupa ve yine bir ihtimal süt ekleyebilir diye biraz süt aldım. Susaması ihtimaline karşı ikinci mataraya su, ayrı bir kap içerisine de kahvenin yanında yenebilir diye kurabiye koydum. Gerekli bütün donanımsal parçaları hazırladıktan sonra buluştuk ve sahil kenarına gittik. Sandalyelerimizi açtık. Kahvelerimizi içerken bu dünyadan uzaklaştık. Yani en azından ben uzaklaştım. Gecenin sonunda sadece şunu düşünüyordum. Bir insanın hayatı üç günde nasıl bu kadar değişebilir? Resmen hayatım değişmişti. Başka bir şey düşünemiyordum. Resmen âşık olmuştum ve acilen tedavi görmem gerektiğini düşünüyordum. Ben daha ne yapacağımı, ne hissedeceğimi bilmiyorken ona âşık olmam için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Ertesi sabah sırf gece üşüdüm diye “Günaydın, nasıl hissediyorsun? İyi misin?” mesajı atmıştı. Hissediyorum, bu kız beni fena üzecek. Ve gelelim son görüşmemize. Üçüncü ve son buluşmaya özel olarak Mavi Gri’den Dünyanın En Güzel Kızı şarkısını açabilir miyiz?

Cumartesi akşamı konuyu bir şekilde dönüp dolaştırıp şu cümleye getirdim. “Bu akşam erken uyuyup sabah erken uyanabilir misin?” Bir şekilde buluşmayı kabul edeceğini düşünüyordum ama cevap olarak “Nedir planımız?” yazması evde yine kısa süreli mutluluk çığlıkları atmama sebep olmuştu. Sabah kahvaltıya gittik. Güzel bir köy kahvaltısının ardından “Bugün bize ne kadar vakit ayırdın?” diye sordum. Çünkü kahvaltı sonrası için sinsice plan yapmıştım. Kahvaltıdan sonra aldık kahvelerimizi, ormanda ağaçların gölgesine sandalyelerimizi kurup akşama kadar vakit geçirdik. O an mutluluktan ölebilirdim. Ona âşık olduğumu o gün anlamış olabilir. Çünkü şöyle bir cümle kurmuş olabilirim. “Sana daha önce sigara içmenle ilgili kimse iltifat etmiş miydi?” Yahu sağlığa zararlı bir şey için neden övgüler yağdırmak istedim ben şimdi? Bence birisine zararlı alışkanlıklarına rağmen âşık olduysanız, gerçekten âşıksınızdır. Sabah 10.30’da başlayan günümüz 16.30’a kadar devam etti. Altı buçuk saat vakit geçirdik. Bir ara aşktan ve mutluluktan bayılacağımı sandım. Eve bıraktıktan sonra tam giderken dönüp elini kaldırdı ve “Allah’a emanet ol” dedi. Beni Allah’a emanet etti. Bence o da bana karşı boş değildi, yani en azından başıma bir şey gelmesini istemiyordu. Tamam, buna halk arasında insanlık deniliyor ama iyi bir şeydi bence.

Her şey bu beş gün kadar güzel mi geçti? Hayır, tabii ki.

İlk beş günün aksine sonraki altı gün hiç görüşmedik. Hatta görüşme taleplerim bir şekilde olumsuz sonuçlandı. Zakkum’un Güneşimi Kaybettim şarkısını bu noktada açabilir miyiz? Kısaca olmadı. Bilmiyorum, belki ben çok abarttım. Uzun zamandır bir şeyler hissetmeye ihtiyacım vardı ve ben farkında değildim. Belki eksik olan o heyecanlı anlarımı tamamlamış hissettim. Bazen olur öyle, insan yanılır. Çünkü insanız nihayetinde. On yıl sonra ilk defa birine karşı gerçekten yoğun bir duygu hissettim. Bırakalım yoğunluk duygu gibi kelime karmaşasını, âşıktım yahu! Kendi kendime zamanın çok hızlı aktığını ve onu kaybetmemek için elimden gelen her şeyi yapmam gerektiğini düşündüm. Bilmiyorum yansıtabildim mi ama dinlerken en azından ondan etkilendiğimi size hissettirebilmişimdir. Anladığım ve düşündüğüm kadarıyla içinde bulunduğu şartlardan dolayı şu an hayatında herhangi bir aksiyon istemiyor, en azından benimle. Bunun farkına vardıktan sonra da daha fazla görüşmek ya da planlar yapmak için ısrar edersem itici görüneceğimi düşündüğümden dolayı biraz geri planda durmaya karar verdim.

Bundan sonra bir şeyler olur mu bilmiyorum ama olursa güzel olur. Olmazsa da en azından bana güzel bir beş gün yaşattığı için ona teşekkür etmeliyim. Ben en son Beşiktaş – Göztepe maçının son dakikalarında şampiyonluğu beklerken bu kadar heyecanlanmıştım, bir de o beş gün. En son Beşiktaş şampiyon olduğunda bu kadar mutluydum, bir de o beş gün boyunca.

******

+ İlk “Merhaba” görüşmeniz hangi gün demiştiniz?

– 27 Temmuz saat 22.00’de âşık oldum.

+ Ama o gün gökyüzünde Uranüs’ün etkileri varmış zaten. Hem ne derler bilirsiniz, Uranüs’le gelen Uranüs’le gider. Bence akışına bırakın. Olursa güzel olur ama olmasa da neden olmadı diye düşünmeyin.

– Anladım. Zaten ben Uranüs’le gelen her şeye eyvallah derim. Bu arada size en sevdiğim gezegenin Uranüs olduğunu söylemiş miydim?

Bir cevap yazın