Arz, dağ, sema! Ufukta karşımda
Bulutlar yorgan gibi sarmış üstünü
Şehrin üşüyen ruhlarının.
Telaffuzunda ilahi kelamın
Ahengi dolanıyor iliklerimde.
Kalbin dile geldiği dakikalarında
Penceremin vüsatı, içine alıyor
Beni ve benimle gelenleri.
Ağaçların dalları
Duanın esas duruşunda selamda
Bazıları ecirna havfının
Korku meydanında kıyamda.
Hatıralar kollukta yanıma dizilmiş
Sırayla sohbet ediyorlar endamımla.
Sarılmak istercesine boynuma
Hasretli bakışlarıyla
Göz göze geldim annemin
Yıllar önce mezar taşında
Adını gördüğüm an gibi
Şaşkın ve titrek sevdasıyla.
Emr-i hak…
Sıyrılmış ruh cesetten vazife tamam.
Hikmeti Hak’ta gizli her şe’nin
Sonsuzluk yurdunun bir durağından indi
Öbür durağından devam.
Baktığım yerden arz dağ Sema ufukta
Yarenler şefkatiyle sarmış üstümü
Şehrin dimağında bulmuş
Sancılarım, huzurda şifa.