İçimin bozkırından
Gün doğrarım aşıma
Her zerrem intifada
Ay damlıyor başıma
Zaman gümüşten bir ok
İç kanatan bir deli
İzine çiğler düşmüş
Ben peşinden gideli
Güneş yürür üstümden
Ben bir titrek telâşım
Devran dert dönencesi
Ona yastıktır başım
Kafeste özgür kuşum
Gözlerim duman duman
Perçemim suya batmış
Ömrüm bir tahtırevan
Gizler ruhumu sular
Yorgun derin bir gölde
Bilmem nedendir işim
Bu dünya denen çölde
Gönül kapılarımın
Çıkrığında bir ışık
Kader sarmaşığımın
Hepsi karmakarışık
Dönmem artık bir daha
Yola çıktım kuşlukta
Kırıldı mavi camım
Yürüyorum boşlukta
Hüzün sanki bir bıçak
Gibi saplandı kında
Heybemde çakıl taşı
Gözüm yerin altında
Tut ellerimden Rabbim
Ses vermiyor eşyâlar
Kalbim avuçlarımda
Tek başına ve seyyâr
Saldım azat kuşumu
Önüm arkam dört duvar
Ahir Zamandır eyvâh!
Ölüm bana göz kırpar