Şöyle bir bakıyorum da;
Ağaçtan yapılmış,
Yer yer boyasını atmış,
Az yüklenince gıcırdayan,
Emekli birkaç dostu olan,
Köy kahvehanesindeki
masaya benzetiyorum kendimi.
Düşünüyorum da;
Daha kaç kahvaltı edilir benimle?
Daha neler duyabilirim?
Ahmet’in çocuğu doğar belki…
Belki birileri yoldan gelir
çayımı içerler.
Bekleyişler, bekleyişler…
Düşünüyorum da;
Ben olmasam da kahvaltı edilir.
Ahmet’in çocuğu yine doğar.
Birileri yine gelir
zıkkımlanır çayını!
Yine düşünüyorum da;
Hem insan
hem de eşya
yokluğu hissedilecek yerde barınmalı…
Topladım bunca zaman başıma eşrafı
Ama gel gör ki
bugün beni eski bir masa gibi
kırıp atsalar sobaya,
Ne beni soran
ne de ısındığına minnet eden olur…