Bu sabah
Herkes sesi kısılmış olarak açtı gözlerini
Pek heves etmediği güne.
Güneşinse kelimeleri yuvarlayarak konuştuğu bir sabah.
Otobüslerin hevesi yok duraklarda durup kalkmaya.
Trafik lambalarına kalsa,
Tüm gün kırmızıda kalıp hayatı durdurma çabasında.
Martılar maviye pek vurgun değiller bu sabah.
Kuşlar pek bi’ suskun.
Çiçekler renklerini savurmuş uzaklara.
Sokaklarda çocuklar yok.
Mahalle aralarındaki masumiyeti kaybetmişiz gün doğumunda.
Etrafımda vazgeçilemeyen
Geri alınamayan hayatlar
Darmadağın, kör,topal ve soğuklar.
Acılarımız eşitlensin bu şehirde diye
Tüm kötülükler mübah.
**
Pencere kenarına geçtim usulca
Hiçbir şey bana dokunmasın diye.
Günler öylece kendi kendine geçerken
Baktım öylece penceremin arkasından.
Kapattım perdeyi usulca
Gök bile dokunamasın yarama.
**
Ardından yıldızlar geldi cam kenarıma
Seni yansıttılar bana.
Yüzün,
Yeryüzünün bütün güzelliklerine gebeydi.
Bir de tüm gözyaşları sende
Gözbebeklerindeydi tüm incinmişliklerin
Gönlündeki sıla hasretiydi tebessümün.
**
Yolların yıldızları da buradaydı bu gece
Ne çok yol almıştık seninle
Sen ayrı, ben ayrı yerlerde
Zamanlarda,
Mekanlarda,
Ben ki hiç kavuşamamıştım sana.
**
Şimdi bir güvercin alsın cümlemi
Usulca gönlüne koysun
Tüm çekilmez günler hatırına,
Gönlümün karmaşık coğrafyasında
En uzun şarkıları söylemeye çalışacağım.