Rus ruleti oynuyorum
Parçaları içime batan
Çocukluğumun kırıklarıyla.
Cami avlularındaki
Kuşların kanatları deliniyor.
Havada zıplayan düşlerimi
Yiyor göğsümdeki martılar.
Gece yarısı şarkılarından
Doldurduğum ceplerimin astarları
Dökülüyor en çok.
Rus ruleti oynuyorum.
Ergenliğin siyah beyaz
Vesikalık bir fotoğrafıyla
Yıldızların en parlağından
Sürüyorum allığımı.
Göçük altında sesi çatlayan
Bir dünyanın peçesinde
Yaşlanıyor yüzüm en çok.
Rus ruleti oynuyorum.
Kırk yaşımın dağınık odalarında
Tetiğe basmadan önce
Pencereyi açarsam
Çiğnenmemiş karlarla
Devriliyor gözlerim.
Ve arka bahçelerdeki
Yaprakların hışırtısından
Topluyorum sözlerimi.
Hırçın güvercinlere
Saçtığım öfkelerle
Kaf Dağı’nın ardında
Terk edilen zirveye
Serpiyorum küllü şiirlerimi.
Bir kuyruklu yıldız
Saplanıyor dünyanın kalbine.
Tokalaşıyorum kâğıttan ellerle.
Parmaklarım köklerinden kopuyor.
Zamanın kıyısında
Makyajlı maskelerle.
Biraz daha mahvolmak için
Neden bu kadar acele ediyorum.