DÜŞÜNCELERİMİN SESİ

267 0

Gün ağarmaya başlamıştı. Tüm gece evin damından uzakları izledim bu şehir ne kadar da uçsuz bucaksız geliyordu gözüme. Koca şehrin içinde küçücük kalıyor hatta bazen düşüncelerimde kayboluyordum. Tüm bunlar fazlaydı benim için. Başta bu evlilik benim için bir rehaydı bazen öyle bir anımız olur ki hiç düşünmeden ağzımızdan dökülen cümlelerin hayatımızı bu denli etkileyeceğini bilemezdim. Her zaman dualarım da hayırlı hayırsız fark etmeden olsun da derdim. Sonunda evlenmiştim hayırlı mı hayırsız mı olduğunu bilmeden. Ama o zamanlar bu evliliğin zamanla neler getireceğinden habersizdim. Evleneli epey olmuştu lakin hâlâ bir düzen kuramamıştık. Kocam sürekli işe giriyor çok uzun süre çalışmadan işten ayrılıyordu. Artık onun bu sorumsuzluğundan usanmıştım. Sürekli annemlere gidiyor onun eve döneceği sıra geliyordum. Bir evlilik yürümüyorsa hemen bitirmek mi lazım acaba düzelir mi diye benim gibi ömrünü boşu boşuna tüketmemeli bir insan. Kocamın ilk günden beri insanlıkla alakası yoktu. Belediye de çalışıyordu, aylık alırdı taksitleri dağıtınca elimizde kalan parayla hiç bir şey alamazdık. Kocam beş kuruş para görünce ne oldum delisi oluyordu, sapıtıyordu. Evlilik yıldönümümüzde oğluma hamile olduğumu öğrendim. Bu sırada eşim de kendine borçla bir minibüs almıştı. Sabahları köye yolcu götürüp getiriyordu. Minibüsü boşu boşuna alma demiştim mazotunu bile karşılayamazsın ama dinlemedi kendi bildiğini okudu. Adamın huyu suyu değişmeye devam ediyor. Çocuğumuzun olacak olması bile bir şeyleri düzeltmeye yetmemişti. Zaten öğrendiğinde bile öyle aşırı bir sevindiğini hatırlayamıyorum. Gece eve geç gelirdi olmadık şeyleri bahane ederek tartışma çıkartırdı. Tüm konu komşu bizi duyardı. Onun yüzünden yerin dibine girerdim. Zaten esnafa da borcu varmış. Bir gün evin balkonunda oturuyorduk dedim ki şu minibüsü satalım da el âleme olan borcunu öde zaten işte yapmıyor yol parasına yazık. Demez olaydım burnumdan getirdi. Hatta o gün tartışmamıza oğlum da şahit olmuştu. Küçüktü ama etkileniyordu işte. Ne evin kirasını ne de elektriğini suyunu ödüyordu. Sağ olsun annemler yardım ediyorlardı yoksa halimiz ne olurdu bilmiyorum. Daha fazla dayanamıyordum bu evliliği artık bitirmeye karar vermiştim. Bunu ona söylediğimde bir yalvarmadığı kalmıştı düzeleceğine dair yeminler edip duruyordu bir şans daha istiyordu. Bende oğlum için bir kere daha denemek istedim, dediği gibi değişmeye başlamıştı ya da ben öyle sanıyordum ki bir insanın neyse o olduğunu asla değişmeyeceğini onun sayesinde öğrenmiş oldum. Bir iki ay her şey güzel gidiyordu minibüsü satmış bu sefer de bir kamyonet almıştı işçi taşımacılığı yapıyordu. Sonra sorumsuzluğunun yanına bazı kötü alışkanlıklarda edindi. Gittikçe yoldan çıkıyordu. Yanlış bir karar verdiğimi anlamıştım. Bir gün oğlumuzun sünneti olacaktı aradım gelmiyor musun dedim gelmiyorum dedi. Telefonu kapattıktan sonra çok gözyaşı döktüm çok ah ettim inşallah tepe taklak olur, bizden uzak Allah cezasını verir dedim. Bir baba nasıl olur da kendi oğlunun sünnetine gelmez diye söyleniyordum o günün akşamı kamyoneti tepe taklak olmuştu. Ağzımızdan dökülen cümlelerin ne kadar da önemi varmış meğerse. Tıpkı yıllar önce hayırlı hayırsız fark etmeden olsun dediğim gibi. Kim bilir sonraki zamanlarda başımıza gelecek olanlar Allah’ın onun bu yaptığı sapkınlıklara bir dur demesiydi derken birden bire irkildim içim bir tuhaf oldu. İrkilmemle birlikte düşüncelerimden de sıyrıldım. Ağzımdan çıkan bir sözün imtihanım olacağını ileriki yaşamımı bir ağ gibi sarmalayacağını bilemezdim. Düşüncelerim boğazımda düğümleniyor yutkunmaya çalıştıkça canım acıyordu. Tıpkı geçmişimin gözlerimin önünde sergilendiği gibi… Tüm bu gösteri ne zaman bitecek daha ne kadar sürecek bilmiyorum. Sonra yine kendi içimde kaybolmaya başlıyorum bakalım bu sefer hangi anı hatırıma düşecek diye bekliyorum tüm yaşamım boyunca sadece beklediğim gibi.

Bir cevap yazın