Kanlı ihtilaller var göğsümün ortasında
Gecemiz pek şiddetli, gündüzler pek buğulu
Yorgunluğumuz asırlık çınar gibi heybetli ve korkulu
Yenilgimiz aşikâr, kaybımız çok fazla
Yetmiyor artık ardın sıra cümleler,
İçimi anlatmaya…
İhtilaller hep aleyhimize oluyor bütün ihtimallerde
Devrin tüm fiyakası kötülük üzerine
Açan çiçeği yadırgayan mevsimler,
Vuslatı hakir gören acımasız saatler,
Yalandan beslenen içi boş vaatler…
Yaşamak çilesi kâbus gibi kapladı göğümüzü,
Uyanmamız mümkün değil, uyumak pek elemli.
Dün; boynumuzda ağrı, dönüp bakakalmaktan.
Yarınsa bir muamma, karamsar duygularla
Bugün bizden uzakta, biz bugünden uzakta…
Bugün; utanmaz fikirlerin doğumhanesi
Bugün; iyi niyetler gasilhanesi
Bugün yalanlar medeniyetinin sarsılmaz bir beşiği
Bugün pek arsız, pek ukala, pek yardakçı
Acımasız bir avcıya köpeklik yapmakta…
Yollar hep çıkmazlara çıkıyor girdiğimiz her seferde
Daldığımız sularsa derin ve de çok kirli
Döndüğümüz he yön pek karanlık, çok sisli
Biz; bu toplumun yetim ve öksüzleri
Ne gitmemiz mukabil, ne kalmamız mukabil.
Düşünce girdabında bir döngüde hapisiz
Koşturup durmaktayız, soluksuz ve durmadan
Varacağımız yer, olduğumuzdan geridir,
Olduğumuz yerse cehennemden bir yerdir.
Ne uzanan bir el var, ne umuttan bir ışık
Tutunduğumuz dallar hep kökünden kesildi,
Ne merhametli bir söz var, ne aydınlık bir şafak
Ekilen tüm çiçekler, pek gaddarca ezildi.
Biz kaldık geriye, biz olmaktan uzakta
İçinde ölü doğmuş bin bir tane umutla
Bir biz kaldık, bizden çok çok uzakta
Kurulan tüm hevesler yumru yumru kursakta
Yansımalarımız izbe, aynalar hep yalancı
Gördüğümüz rüyalar artık bize yabancı.
Biz kaldık, biz olmaktan uzakta
Biz kaldık bizden geri, bizden çok çok uzakta.