Dayadım dirseğimi masaya.
Yüzüm,
Yüzüm hâlâ ellerimin arasında.
Son bir kadehim kaldı;
Kendimi bırakıp kalkmama!
Ağıtlı bir türkünün nefes aralığı,
İdamlığın devrilmiş taburesi,
Zaman öyle
öyle bozuk ki;
Ben var
bana varmama…
Bilinmeyi aşan,
Görmenin hudutlarında
can buluyor bu ölüm.
Ne borçlu saki,
Ne alacaklı garson,
elleşmez
elleşemez gari bana!
Bilirler ki;
“Bir şair yaşıyor.” demezler ama
“Bir şair öldü!” diye yayılır kulaktan kulağa…